Kayıtlar

Toplu Ulaşım ve Hayati Kararlar

           Ciddiyet... Hayatımın bir noktadan sonrası hızlı bir şekilde bu kelime odağına evrildi. Sanki bunca yıl uğraştığım her şey boş ve anlamsızmış da bundan sonrası işe yarar olmak zorundaymış gibi bir döneme girdim. Giyim tarzım konuştuğum konular hatta adeta hayat enerjim dahi değişti. Olumlu yönde olmasını çok isterdim ancak ne yazık ki bu süreçte iş ve ev arasında mekik dokuyan bir insan oldum çıktım. Memnun muyum? Hayır. Bir değişiklik yapmak için yeterli gücüm var mı? Hayır...           Tüm bu süreçte bir de 1,5 aydır aracım sanayide. Sebebi bir arıza ya da benim kusurumdan olsaydı gam yemezdim. Ama kırmızı ışıkta beklerken biri gelip çat diye arkadan çarptı. Bu sürede uzun bir ekspertiz raporu beklendi sonra tamirat işlemleri ve sonuç olarak 1,5 aydır toplu ulaşım kullanıyorum. Yalova gibi bir şehirde toplu ulaşım kadar sorunlu bir konu var mıdır bilemiyorum üstelik.           Toplu ul...

Influencer Olmak

      Arkadaşım influencer olma yolculuğunda. Bir dönem ben de şarkı yaptığım YouTube kanalını büyütmeye çalışmıştım. Dolayısıyla öğrendim ki tüm bu süreçler başta çeşitli ücretler ödemekten geçiyor. Kısacası iş kurmak gibi... Başta reklam ajanslarına ücretler ödüyorsunuz sonra hesaplarınızın keşfete düşmesi için uğraşıyorsunuz ve tabii ekipman için de çeşitli ücretler ödemek gerekiyor.      Herşeyden önce tüm bu süreçlerin görülenden daha fazla emek gerektirdiğini bilmek gerekli. Günün büyük bir bölümünü hesabı büyütmek için araştırma yapmaya harcıyorsunuz. İş birliği alana kadar ki süreç özellikle çok meşakkatli. Daha sonra içeriğiniz ile ilgili bir metin oluşturma ve bir taslak hazırlama süreci var. Aslında bir akademisyen olarak en süreci biraz panelde sunum yapmaya benzettim. Tek farkı çalışma saatlerini sizin belirlemeniz.      Tüm bu süreçler oldukça mesai alıyor. Ama zevkli de... 

Oturma Bunalımı

      Orhan Pamuk kitaplarının çoğunu okumuştum. Üniversite hayatımda Türk edebiyatına dair önemli izler bırakmıştı bende. Ne var ki en son üniversite son sınıfta Orhan Pamuk okumama rağmen o dönem çok popüler olan ''Masumiyet Müzesi'' adlı romanını 2016 yılında okudum.  Tabii okuduğumda farkettim ki geçen yıllar içerisinde ya yazarın kalemi değişmiş ya da benim bakış açım...      Muhtemelen değişen benim bakış açım idi. Çünkü üniversitede daha çok kitaplardaki ilişkilere ve olaylara odaklanırken Masumiyet Müzesinde Orhan Pamuk'un ilginç bir orta sınıf nefretini farkettim. Bir memur çocuğunun hamburgere ulaiabilmesini kıskanması gibi. Ayrıca eskiden beri bilinen Cumhuriyet düşmanlığı bu kitapta zirvedeydi. Yine de ben yıllar sonra daha özel bir konu ile kitap yazmasını beklerken basit bir aldatma hikayesiyle raflarda yerini alması beni hayal kırıklığına uğratmıştı.      Ancak kitaptaki bir durum yıllarca hafızamda kaldı: oturma bunalımı ...

Şarkı Yazmak Nasıl Bir İştir?

      Şarkı yazmak için öncelikle bir enstrümanı çalabiliyor olmak fikrine katılanlardanım.  Mesela ben gitar çalarak başladım. Bir de ortaokulda flüt çalardım. Ama çok başarılı olduğum söylenemez flütte. Daha önce YouTube'da yayınladığım ve yapay zekaya söylettiğim birkaç şarkım ve yayınlamadım da kırktan fazla şarkım bulunmakta. Peki ben bu şarkııları nasıl yazdım?     Öncelikle rüyaları çok renkli bir insan olduğumdan bahsetmeliyim. Günlük hayatım ne denli renksiz ve rutine dayalı ise rüyalarım bir o kadar caziptir. Hatta bir keresinde astral seyahatin nasıl yapıldığını bilmediğim halde astral seyahate benzer bir deneyim yaşadığımı görmüştüm rüyamda. Sanırım gündelik hayatımda sıkıcı rutinlerin ve akademik yoğunluğun yarattığı stresten kaynaklanıyor bunlar.      Her neyse... Bir keresinde rüyamda babama ait avukatlık ofisinin satıldığını ve oraya son kez uğradığımı görmüştüm. Kitaplıkları arasında dolaşıp oraya veda etmiştim. Gerçekte ise ...

Yazın Çınarcık

      Yazın Çınarcık çok ilginç bir yer halini alıyor. ''Marmara'nın balkonu'' sloganıyla anılan Çınarcık'ın adli dilde bir lakabı daha var. O da, ''İstanbul'un arka bahçesi''. Adli dil demişken ben aynı zamanda hukuk akademisyeniyim. Avukatlık yaptığım dönemde duymuştum bu lakabı. Ne diyorduk? Çınarcık'ın ilginç bir yer olduğundan bahsediyorduk. Kışın omzunun üzerinde 90'lardan kalma bir teyp ile bangır bangır müzik dinleyen çizgili renkli bir kazak giymiş adeta 90'lar ve 2000'lerde fırtına gibi esen ''Freddie'' filminin ana karakteri Freddie Cruiger gibi bomboş sokaklarda dolaşan bir karakter görebilirsiniz mesela. 2010-2020 yılları arasında ise üniversite öğrencileri sayesinde kalkınmış ancak pandeminin üniversite politikaları üzerindeki yadsınamaz etkisi sayesinde öğrenci sayısında hayli azalma görülmüş olması nedeniyle artık öğrencilerin sayısının d az olduğu bir yer Çınarcık. Lakin yine de yaşanabilir bir...

Erken Kalkmak Bir Lanettir

      Çocukluktan bu yana erken kalkmaya alıştırılmışsanız hayatınız boyunca eşinizi ya da sevgilinizi hatta çocuklarınızı bekleyeceksiniz demektir. Yalnızsanız da komşularınızı beklersiniz. Su bitmiştir, sucunun açılmasını beklersiniz. Marketlerin açılmasını beklersiniz.      Neden erken kalktığımı düşünüyorum. 2000'lerin başı milenyum çocukları diyorlar bize. Anadolu liseleri fen liseleri yarıştırılıyor. Öğrenciler arasında rekabet had safhada. Eğitimin bir değerinin olduğu,   bir şeyler çabaladığında sonunda kazanma ihtimalinin olduğu yıllar kısacası. İnstagram yok mesela. Herkes birbirine ancak sohbetlerde hava atabiliyor. O da kısıtlı bir çevreye... İşte bu yıllarda erken kalkmak gerekiyordu çünkü okullar ciddiye alınıyordu, ''erken kalkan yol alırdı''.     Vel hasıl, erken kalkınca sevdiklerinizi beklerken işte böyle yazılar çıkıyor ortaya:)

Yaz Bunalımları

      Genelde yaz ayları benim için çok heyecanlı, eğlenceli, hatta umut dolu geçer.  Çocukluğumun İzmir- Çeşme'de geçmesinin bıraktığı bir tat sanırım. 2002-2017 yılları arası internetin yeni yeni geliştiği, akıllı telefonların olmadığı yıllar. Dolayısıyla arkadaş gruplarının sıkı bağlarla bağlı olduğu, hayatın daha kolay olduğu yıllar belki de... Bir yakamoza bakarken yapılan şakalar, gündüz alev alev yanan kumun gece verdiği serinlik hissi...     Ancak geçtiğimiz 2025 yazı benim için hiç de kolay geçmemişti. Yıllardır bitiremediğim doktora tezini yazmakla ve adeta bununla kafayı sıyırmakla geçti. Bir taraftan ailemin sürekli bitir baskısı, diğer taraftan yakınlarım nezdinde bitmediği için alay konusu olmam. Kim 10 yıl doktora yapar ki... İnsanlar da haklı aslında. Doktoraya başladığımdan beri hayatımda pek çok şey değişti. Ama sanırım en önemlisi ben kendimi buldum. Bir aralar kaybettiysem de...      Neyse ki yaşadığım sahil kasabasında da...