Yazın Çınarcık
Yazın Çınarcık çok ilginç bir yer halini alıyor. ''Marmara'nın balkonu'' sloganıyla anılan Çınarcık'ın adli dilde bir lakabı daha var. O da, ''İstanbul'un arka bahçesi''. Adli dil demişken ben aynı zamanda hukuk akademisyeniyim. Avukatlık yaptığım dönemde duymuştum bu lakabı. Ne diyorduk? Çınarcık'ın ilginç bir yer olduğundan bahsediyorduk. Kışın omzunun üzerinde 90'lardan kalma bir teyp ile bangır bangır müzik dinleyen çizgili renkli bir kazak giymiş adeta 90'lar ve 2000'lerde fırtına gibi esen ''Freddie'' filminin ana karakteri Freddie Cruiger gibi bomboş sokaklarda dolaşan bir karakter görebilirsiniz mesela. 2010-2020 yılları arasında ise üniversite öğrencileri sayesinde kalkınmış ancak pandeminin üniversite politikaları üzerindeki yadsınamaz etkisi sayesinde öğrenci sayısında hayli azalma görülmüş olması nedeniyle artık öğrencilerin sayısının d az olduğu bir yer Çınarcık. Lakin yine de yaşanabilir bir ilçe olduğunu söyleyebilirim. Yazın ise nüfus patlaması yaşanıyor. Yazlıkçılar ve günü birlikçilerin kısacası tatilcilerin akın etmesiyle, bir yanda pazarı gezenlerle bir yanda denize girenleri aynı anda görmek mümkün.
İşte bu yoğunlukta biz de öğrencilerimizi mezun etmenin derdindeyiz. Yine final sınavlarından birini yaptığım bir gün sınav arasında boşluğun olduğu öğle vakti, tabldotçuya gidip yemek yedim. Sınava daha zaman vardı. Bu yüzden sahile inip serinlemek gibi bir niyetim vardı. Yaşlıları takip ederim genelde. Çünkü onlar bilmediğim ve kestirme yollara götürürler beni. Yine böyle bir takip sırasında kısa yoldan pazara çıkıp pazarcıların satış yapmak yerinde müşteri yokluğundan telefonla oynadıklarını görüp şaşırdıktan sonra sahile doğru yol aldım.
Sahile indim balıkçı teknelerinin yanaştığı küçük bir koy, çınar ağaçlarının gölgesinde... Sırf bu manzara için bile gelinir Çınarcık'a. Mis gibi bir hava... Denize girenler.... Sıcak yavaştan kendini iyice hissettiriyordu. Yaz erken geldi bu sene. Bir süre yürüdükten sonra birinci bankı geçtim. O doluydu. İkinci banka geldim harika bir çınar ağacının gölgesinde ne var ki eski bir ahşap bank. Oturma yeri muhtemelen dar ve rahatsız. İnsan yıllarca makul bir kiloda olup bir anda şişmanlayınca benim gibi oturcağı yerin rahatlığına önem veriyor. Zaten kilo yüzünden yürürken bile yoruluyorum. Bari dinlenirken ferah bir yerde oturayım diye düşündüm. Nihayet kendime uygun bir bank buldum. Oturdum ve ben de pazarcılar gibi telefonumu çıkarıp sosyal medyada vakit geçirmeye başladım. Bir yandan denize köpeğini sokup serinleten adamıın köpeğinin tasmasını ne kadar sert çektiğini gözlüyordum bir yandan da arkamdan yani kaldırımdan geçen kişileri... Çınarcık'ta nedens ne zaman parkta ya da bankta otursam arkamdan geçen birinin enseme tokat atacağı hissine kapılırım. Çünkü dediğim gibi Çınarcık insanları değişikler.
Tam bu düşüncülerle serinlerken yaşlı bir teyze düşüncelerimi okumuş gibi yanıma gelip ayakta dikilmeye başladı. ''Hayırdır'' dercesine kaş göz işareti yaptım ki derdi nedir öğrenebileyim. ''Pazardan geldim çok sıcak. Bankın kalan yarısı da güneşte. Biraz kay ben zaten zayıfım.'' dedi. PAzardan geldiğini söylemesine rağmen ellerinin boş olmasından öylesine gezindiği ve asıl derdinin konuşacak birini bulmak olduğu sonucunu çıkardım. Amma da detaylı düşünmüşsün diyebilirsiniz. Ne var ki inanın Çınarcık'ta bir banka oturduğunuzda sizinle sohbet edebilmek adına yanınıza yaklaşan teyze ya da amcaların ya da yetişkinlerin ne denli kalabalık olduğuna şaşırırsınız. Bunu bilecek kadar süre Çınarcık'ta yaşadım. Bu yüzden ''gel sen ben kalıyordum zaten'' diyerek oradan uzaklaştım. Arkamdan gelen ''otursaydın sığardık, sohbet ederdik'' teklifini duymazdan gelerek....
Yorumlar
Yorum Gönder