Oturma Bunalımı
Orhan Pamuk kitaplarının çoğunu okumuştum. Üniversite hayatımda Türk edebiyatına dair önemli izler bırakmıştı bende. Ne var ki en son üniversite son sınıfta Orhan Pamuk okumama rağmen o dönem çok popüler olan ''Masumiyet Müzesi'' adlı romanını 2016 yılında okudum. Tabii okuduğumda farkettim ki geçen yıllar içerisinde ya yazarın kalemi değişmiş ya da benim bakış açım...
Muhtemelen değişen benim bakış açım idi. Çünkü üniversitede daha çok kitaplardaki ilişkilere ve olaylara odaklanırken Masumiyet Müzesinde Orhan Pamuk'un ilginç bir orta sınıf nefretini farkettim. Bir memur çocuğunun hamburgere ulaiabilmesini kıskanması gibi. Ayrıca eskiden beri bilinen Cumhuriyet düşmanlığı bu kitapta zirvedeydi. Yine de ben yıllar sonra daha özel bir konu ile kitap yazmasını beklerken basit bir aldatma hikayesiyle raflarda yerini alması beni hayal kırıklığına uğratmıştı.
Ancak kitaptaki bir durum yıllarca hafızamda kaldı: oturma bunalımı adını verdiği durum... Oturma bunalımına bir tanım yapmak gerekirse, evde seni bekleyen ilgi çekici bir değerin olmaması ya da bulunduğun yerden fazlaca keyif almak gibi sebeplerle gidilen bir yerden ne zaman kalkmak gerektiğini bilememe hali denilebilir. Orhan Pamuk bu bir türlü tarif edilemeyen ise basit bir isim bulmuştu: oturma bunalımı...
Bu durumu yaşayan akrabalarım olmuştu ve annem sürekli arkalarından ''kalkma saatini bilmiyor'' derdi ve bu durumu yadırgardı. Oysa ki genelde bu durumu yaşayan insanların özel hayatı oldukça cansızdı. Çoğunlukla yalnız olurlardı. Evde seni bekleyen birinin olmamasının insanı nasıl saçmalatabildiğini yıllar sonra bazı dönemler ben de tecrübe etmiştim. Empati insana dair çok önemli bir yeti.... Ama fazlası herşeyde olduğu gibi de zarar. O sebeple oturma bunalımı yaşayan insanları eskisi kadar düşünmüyorum. Ama gideceğim yerde ne kadar kalmam gerektiğini mutlaka hesaplarım :)
Yorumlar
Yorum Gönder